ÖĞRETMENLER GÜNÜ

23/11/2009 · Kategori: HAYATA DAiR

 

    Tüm eğitim camiasının, ülkemizin fedakar ve cefakar öğretmenlerinin öğretmenler gününü kutlarım.

     Bu kutlu mesleğin bir ferdi olmaktan, tebeşir kokmaktan, bıkmadan ve usanmadan aynı şeyleri öğretmeye çalışmaktan, binlerce çocuğum olmasından dolayı çok mutluyum.

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

GENEL KÜLTÜR

28/10/2009 · Kategori: SORULAR

Bugünlerde çok yoğunum çünkü idarecilik sınavlarına hazırlanıyorum. Sizinle paylaşmak istediğim kısa kısa genel kültür başlıkları var.

GENEL KÜLTÜR

Ø  İlk yazılı Kanun SÜMERLER

Ø  İlk Yazı SÜMERLER

Ø  GILGAMIŞ Destanı SÜMERLER’ e aittir

Ø  Kadeş Savaşı MISIR ve HİTİT arasındadır

Ø  İlk Alfabe FENİKELİLER tarafından yapılmıştır

Ø  Barut ve Pusulayı ÇİNLİLER icat etti

Ø  İlk Yazılı anlaşma KADEŞ ANLAŞMASI  dır

Ø  Türklerin İlk Anayurdu ORTA ASYA dır

Ø  ÇİN SEDDİ Çinlilerin Hun saldırılarına karşı yapılmıştır

Ø  Türk adını kullanın İlk Türk Devleti GÖKTÜRK tür

Ø  İstanbul’u kuşatan İlk Türk Devleti AVARLAR dır

Ø  Manas Destanı KIRGIZLAR’ındır

Ø  İslamiyeti  topluca kabul eden İlk Türk boyu KARLUKLAR dır

Ø  HATUN (katun) Hükümdar eşlerine denilirdi. Yâda TOY

Ø  Kurultay siyasi, ekonomik ve askeri kararların alındığı Meclis

Ø  Kağandan sonra gelen en büyük Devlet Memuruna YABGU denir

Ø  Vezir,  Kağan’ın yardımcısıdır

Ø  SAD hükümdar soyundan gelen kişilere verilen addır

Ø  Türklerde İlk Askeri Teşkilatı METE yapmıştır.

Ø  Kuran-ı Kerim Hz. Ebu Bekir Zamanında Kitap haline getirildi

Ø  Kuran-ı Kerim Hz. Osman Zamanında çoğaltıldı

Ø  İlk İslam Donanması Suriye Valisi MUAVİYE

Ø  Binbirgece Masalları ABBASİLER dönemindedir

Ø  İstanbul Müslümanlar tarafından İlk defa EMEVİLER zamanında Ebu Eyyub  b. Zeyd El Ensar……

Ø  Türk İslam tarihinin başlangıcı TALAS SAVAŞI dır

Ø  Orta Asya da kurulan İlk Türk İslam Devleti KARAHANLILAR ‘dır.Kurucusu BİLGEKÜL KADİR HAN dır

Ø  Anadolu ‘nun kapıları Türklere Büyük Selçuklu döneminde MALAZGİRT MEYDAN SAVAŞI’yla açılmıştır

Ø  İslami Türk Edebiyatının Sözlü Eserleri SATUK BUĞRA HAN Destanı ve CENGİZNAME dir

Ø  İlk Türk Denizcisi ÇAKA BEY dir

Ø  Anadolu da Türkçeyi İlk olarak KARAMANOĞULLARI kabul etmiştir.

Ø  Osmanlıya katılan İlk Beylik KARASİOĞULLARI dır.

Ø  Anadolu’da İlk Medrese NİKARDA Medresesidir.

Ø  Selçuklularda İlk Medrese KONYA ve AKSARAY

Ø  Yüzyıl Savaşları İngiltere ve Fransa arasında olmuştur.

Ø  Manga Charta ( 1215 ) İngiltere

Ø  Siyasi Partiler II. MEŞRUTİYET zamanında faaliyete geçmişlerdir.

Ø  I.MURAT zamanında RUMELİ BEYLERBEY kuruldu.

Ø  YILDIRIM BEYAZIT zamanında ANADOLU BEYLERBEYİ kuruldu.

Ø  Anadolu’ya İlk Türk akınları AVRUPA HUNLARI tarafından yapılmıştır.

Ø  Divan-ı Hümayun u II. Mahmut kaldırmıştır.

Ø  İlk Osmanlı Tersanesi Gelibolu dadır.

Ø  Osmanlının er büyük tersanesi HALİÇ tir

Ø  İlk Osmanlı Kanunu Fatih tarafından çıkartılan Kanunname-i Ali Osman dır.

Ø  YAZILI EDEBİYAT:

             Divan-ı Lügat-İt Türk: Karahanlılar da Kaşkarlı Mahmut Tarafından Türk Dilinin 

             güzelliğini belirtmek ve Türkçeyi öğretmek için yazılmıştır.

             Divan-ı Hikmet: Ahmet Yasevi tarafından ve Ahlak Öğütleri için yazılmıştır.

             Atabetül Hakayık: Edip Ahmet ..Din ve Ahlakı bir eserdir.

             Kutatgu Bilg: Türkçe İlk Siyasetname dir.Yusuf Has Hacip ..Kaşgarda Uygurca yazıldı.

Ø  TÜRKİYEDE KURULAN İLK TÜRK DEVLETİ

  • SALTUKLAR   ……………..( Erzurum )
  • MENGÜCEKLER…………...(Erzincan)
  • DANİŞMENTLİLER………..( Sivas    )
  • ARTUKLULAR…………… .( Diyarbakır )
  • HASANKEYF …………… ..( Diyarbakır )

YÖNETENLER:

Seyfiye =Ehl: Örf

İlmiye = Ehl Şer

Kalemiye Ehl Kalem

YÖNETİLENLER: ( Reaya)

  • DİVANI SALTANAT BÜYÜK DİVAN= HÜKÜMEK
  • BUYRUKLAR= BAKAN
  • İÇ BUYRUKLAR= İLGİLİ BAKAN
  • TARKAN APA = SARAY GÖREVLİLERİ
  • TUDUN= VALİ
  • TEKİN = ŞEHZADE
  • SUBAŞI = ORDU KOMUTANI
  • BİTİKÇİLER = KÂTİPLER
  • ELÇİLER, TERCÜMANLAR, YARGIÇLAR= YARGIÇ
  • BEYTULMAL = DEVLET HAZİNESİ

ü  SAKALAR = ALP ER TUNGA

ü  HUNLAR = OĞUZ KAAN

ü  GÖKTÜRKLER = ERGENEKON

ü  UYGUR = TÜREYŞ

ü  KIRGIZ = MANAS

ü  KIPÇAT-OĞUZ = DEDE KORKUT

ü  HUMAYUN = BAKANLAR KURULU

ü  HEYET-İ VÜKELÜ= BAKANLAR KURULU

ü  DUYUNU UMUMİ = GENEL BORÇLAR

ü  İALA =TECRÜBELİ DEVLET ADAMI

Fatih Kanunname-i Al-i Osman

1-Ahmet dön: Yönetim en yaşlı üyeye veriliyor

2- Kafes Usulü

ü  VEZİR-İ AZAM (SADRAZAM) = BAŞBAKAN

ü  VEZİR = DEVLET BAKANLARI (Askeri ve Siyasi)

ü  KAZASKER =Davaya bakan kadı ve müderrisleri atarlar (Adalet, Eğitim, Kültür) I.Murat Döneminde kuruldu.

ü  DEFTERDAR = Maliye

ü  Nişancı = Tuğra Çekme

ü  REİSÜLKÜTTAP = Dışişleri Bakanı ..Nişancıya bağlıdır.

ü  KAPTANIDERYA = Deniz Başkomutanı

ü  Tanzimat Fermanı 1839 Yılında 2 Mahmut döneminde hazırlandı, Abdülmecit zamanında ilan edildi.

ü  Osmanlıların balkanlarda haçlılarla yaptığı ilk savaş SIRPSINDIĞI Savaşıdır.

ü  I.Murat I.Kosova savaşı sonucunda şehit olmuştur.

ü  Osmanlı ilk kez I.Kosova savaşında top kullanmıştır.

ü  I.Murat Yeniçeri ocağını kurdu.

ü  Anadolu hisarını Yıldırım BEYAZIT yaptırdı.

ü  Osmanlı Devletinin yükselme dönemi II Mehmet (fatih) dönemi. 1451–1481 arası.

ü  Fatih dönemi: Sahrı Seman Medresesi, Topkapı Sarayı, Enderun mektebi acıldı. İlk altın para basıldı. Kanunname-i Ali Osman Nizam-ı: Âlem için hükümdar kardeşlerinin katledilebileceği, divan toplantılarında sadrazamlar başkanlık etmiştir.

ü  Baharat yolu Osmanlı EGEMENLİĞİNE Mısır seferiyle geçti.

ü  Sokullunun ölümü Osmanlının duraklamasının sebebidir.

ü  BUCAŞ ANLAŞMASI: Osmanlı devletinin topraklarına yeni topraklar kattığı son anlaşmadır.

ü  RÖNESANS: İtalya da başladı Edebiyat güzel sanat ve bilim alanındaki gelişmeleri yeniden doğuş anlamında.

ü  REFORM: Almanya ‘da başladı.

ü  Osmanlıda Milliyetçilik düşüncesiyle ayaklanan ilk toplum Sırp’lardır.

ü  NİZAMI CEDİT: II Mahmut tarafından kaldırıldı yerine SEKBAN-İ CEDİT kuruldu.

ü  YENİÇERİ OCAĞI nın yerine Asakir-i Mansure-i Muhammedi’ye kuruldu.

ü  II Mahmut döneminde Takvim-i Vekaiye adıyla ilk gazete çıkartıldı.

ü  Islahat fermanı 1856 yılında ilan edildi.

ü  I.Meşrutiyet 1876 İlk Anayasamız Avrupa Tarzında.

ü  II. Meşrutiyet. 1908 yılında ilan edildi.

ü  II. Abdülhamit ‘in tahtan indirilmesiyle yerine V.Mehmet Reşat getirildi.

ü  Kazaskerleri I.Murat kurdu.

ü  İlk düzenli ordu Orhan Bey zamanında kuruldu.

ü  İlk büyük Osmanlı tersanesi Yıldırım BEYAZIT döneminde GELİBOLUDA kuruldu.

ü  İlk Resmi Osmanlı Bütçesini hazırlayan Tarhuncu Ahmet PAŞA dır.

ü  İlk Para ORHAN Bey, İlk gümüş akçe ORHAN Bey, İlk Altın Para Fatih Sultan MEHMET tarafından bastırıldı.

ü  Bilim Orhan Bey İznik medresesini açmıştır.

ü  Sahn-ı Seman Medresesini Fatih Sultan Mehmet açmıştır.

ü  Süleymaniye Medresesi Kanuni Sultan Süleyman açmıştır.

ü  MİMAR SİNAN ESERLERİ

  • ÇIRAKLIK: Şehzade
  • KALFA: Süleymaniye
  • USTA: Selimiye Camileri dir.
  • Enderun II Murat döneminde Edirne Sarayında açıldı.
  • Osmanlı devletinde Eğitimin ilk basamağı SIBYAN MEKTEBİ (Mahalle Mektebi)
  • İlk Öğretim II. Mahmut tarafından zorunlu hale getirildi.
  • Osmanlıda açılan ilk yabancı okul SAİNT BENOİNT dir.
  • Arnavutluk Osmanlıdan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden SON DEVLETTİR.
  • I.Balkan Savaşı sonunda Londra
  • II Balkan Savaşında İstanbul Antlaşması yapıldı.
  • I. Dünya Savaşı Avusturya Macaristan ile Sırbistan başlattı.
  • OSMANLI’ nın I.Dünya Savaşında Savaştığı Cepheler
  • KAFKAS, KANAL, ÇANAKKALE, IRAK, FİLİSTİN VE RUSYA, YEMEN VE HİCAZ, MEKEDONYA, ROMANYA, GALİÇYA cepheleridir.
  • İTTİFAK(Bağlaşma): Almanya, Avusturya Macaristan (İtalya Sonradan) Osmanlı Bulgaristan
  • İTİLAF: Fransa, Rusya, Sırbistan, Japonya, Romanya, Yunanistan, ABD

1.DÜNYA SAVAŞI ATEŞKES ANTLAŞMALARI

·         Bulgaristan-Selanik

·         Osmanlı-Mondro

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

BENİM İŞİM DEĞİL Kİ

11/5/2009 · Kategori: HAYATA DAiR

    Öykümüz HERKES, BİRİSİ, HERHANGİ BİRİ ve HİÇ KİMSE adlı dört kişi hakkında.

    Yapılması gereken önemli bir iş vardı. Ve HERKES, BİRİSİ'nin bu işi yapacağından emindi.

    Gerçi işi HERHANGİ BİRİ de yapabilirdi, ama HİÇ KİMSE yapmadı. BİRİSİ buna çok kızdı, çünkü iş, HERKES'in işiydi.

    HERKES, HERHANGİ BİRİ'nin bu işi yapabileceğini düşünüyordu ama HİÇ KİMSE, HERKES'in yapamayacağının farkında değildi.

    Sonunda HERHANGİ BİRİ'nin yapabileceği bir işi HİÇ KİMSE yapmadığı için HERKES, BİRİSİ'ni suçladı.



Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

SAKALLI İPTEN YOĞURT KOVALARI

5/5/2009 · Kategori: ORGU




Bu kovaları yapalı aylar oldu. Ama fotoğraflarını çekmek yeni geliyor aklıma. Banyomda, çamaşır makinamın üzerinde sabun ve deterjan kutusu olarak kullanıyorum. Eskidi bunlar artık. Bu arada duvarlardakileri de sakın fayans sanmayın. Çünkü yapışkanlı kağıtlarla banyomun eskiyen fayanslarını kaplamıştım. Çiçekleri denk getirmek biraz zor olsa da banyoma değişik bir hava kattı.

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

KUTLU DOĞUM

13/4/2009 · Kategori: HAYATA DAiR



DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN EY KAİNATIN EFENDİSİ, GÖNÜLLERİMİZİN SULTANI

SALAVAT

 

"Allâh ve melekleri Peygamber'e çokça salât ederler. Ey mü'minler! Siz de O'na çokça salât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin." (el-Ahzâb, 56)

Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in şânını yücelten âyet-i kerîmelerden biri de budur. Hem Allâh'ın, hem de meleklerin Rasûlullâh Efendimiz'e salavât getirmeleri, onun Allâh katındaki değerini ortaya koymaktadır.

Allâh'ın, Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-'e salavât getirmesi, "ona merhamet etmesi, şan ve şerefini yüceltmesi"dir.

 

Meleklerin Rasûlullâh'a salavât getirmesi de, aynı şekilde "Onun kadr u kıymetini anıp, yüce mertebelere erişmesi için Allâh'a niyazda bulunmaları" demektir.

Allâh Teâlâ âyet-i kerîmede, kendisinin ve meleklerin Rasûl-i Ekrem'e salavât getirdiklerini hatırlattıktan sonra, kullarına hitâben:

"-Ona -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bizim gibi siz de salât ü selâm getirin, saygıların en yücesiyle O'nu yâdedin." buyurmaktadır.

 * * *

Abdullâh bin Amr -radıyallâhu anh-'dan gelen bir rivâyette Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

"Kim bana bir defa salât ü selâm getirirse, bu sebeple Allâh Teâlâ da ona on misli merhamet eder." (Müslim)

Hadîsin bazı rivâyetlerinde, Hazret-i Peygamber'e salavat getiren kimseye, Cenâb-ı Hakk'ın on defa merhamet edeceği müjdesine ilâveten, o kimsenin on günahının bağışlanacağı, manevî derecesinin on derece daha yükseltileceği de haber verilmektedir. (Nesâî)

Ashâb-ı Kirâm'dan Ebû Talhâ el-Ensârî'nin anlattığına göre, birgün Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- mütebessim bir çehreyle Ashâb-ı Kirâm'ın yanına geldi ve Cebrâil -aleyhisselâm-'ın kendisine şu müjdeyi getirdiğini haber verdi:

"-Muhammed! Ümmetinden biri sana bir salât getirdiğinde benim onun günahlarının bağışlanması için on defa istiğfar etmem, o kimsenin sana bir selâm getirmesi hâlinde de benim ona on selâm vermem seni sevindirmez mi?" (Nesâî)

Görüldüğü gibi Hazret-i Peygamber'e salât ü selâm getirmek, Allâh'ın rahmetini ve rızâsını kazanmaya vesîledir. Bu sebeple her fırsatta Rasûl-i Ekrem Efendimiz'e salât ü selâm getirmelidir.

İbn Mes'ûd'dan gelen bir rivâyette de Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyururlar:

"Kıyâmet gününde insanların bana en yakın olanları, bana en çok salât ü selâm getirenleridir."

Bir başka hadîs-i şerifte ise, Evs b. Evs -radıyallâhu anh-'dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-:

"-Günlerin en fazîletlisi Cuma günüdür. Bu sebeple o gün bana çokça salât ü selâm getiriniz; zîrâ sizin salât ü selâmlarınız bana sunulur." buyurunca, Ashâb-ı Kirâm:

"-Yâ Rasûlullâh! Vefât ettiğin ve senden hiçbir eser kalmadığı zaman salât ü selâmlarımız sana nasıl sunulur?" diye sordular. Bunun üzerine Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-:

"-Allâh Teâlâ, peygamberlerin bedenlerini çürütmeyi toprağa haram kıldı." buyurdu. (Ebû Dâvud)

Hadisten de anlaşıldığı gibi Peygamber Efendimiz'e gönderilen salavâtlar ona takdim edilir. O da bu selâmları alır.

Bu bulunmaz fırsatı kaçırmamak için ona her fırsatta salavât getirmeye gayret etmelidir. Ayrıca hadîste Cuma gününün fazîletinden de söz edilmiştir. Bu sebeple Rasûl-i Ekrem'e Cuma günü daha çok salât ü selâm göndermeli ve böylece Cenâb-ı Hakk'ın rızâsını kazanmaya çalışmalıdır.

Rasûlullâh'a salât ü selâm getirmek sûretiyle kazanacağı mânevî ecre önem vermemiş, kendini elde edeceği büyük bir sevaptan mahrum bırakmış kimseler hakkında Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-:

"Asıl cimri, yanında adım anıldığı hâlde bana salâvât getirmeyen kimsedir." buyurmuştur.

* * *

Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e çokça salavât getirebilmek için O'nu çok sevmeliyiz. Zîrâ insan sevdiğini dilinden düşürmez; O'nu her fırsatta anar. Rasûlullâh Efendimiz'in dindeki ve Allâh katındaki yerini ve önemini gerektiği şekilde kavrayamayanlar, "Ben Allâh'ı daha çok seviyor ve her fırsatta O'nu anıyorum; ayrıca Hazret-i Peygamber'i anmaya ne gerek var?" diye düşünebilirler.

İnsanın en fazla sevip sayması gereken şüphesiz Allâh Teâlâ'dır. O'na beslenecek muhabbeti ve hürmeti bir başka muhabbet ve hürmetle kıyaslamak elbette mümkün değildir. Bununla beraber Allâh Teâlâ, Rasûl-i Ekrem'e beslenecek sevgi ve saygının önemini Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle hatırlatmaktadır:

"Ey Rasûlüm, insanlara de ki: Eğer Allâh'ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allâh da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın." (Âl-i İmrân, 31)

Allâh katında böylesine üstün yeri olan bir peygamber, elbette sevilmeye, sayılmaya ve her fırsatta anılmaya lâyık bir kimsedir.

Müslümanlar hayatı ve yaşama biçimi olduğu kadar duâ ve ibâdeti de Allâh'ın Rasûlü'nden öğrenirler. Her işte olduğu gibi duânın da bir âdâbı ve usûlü vardır.

Birgün Rasûlulllâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-, namazdan sonra Allâh'a hamd etmeden, Peygamber'e salavât getirmeden duâ eden bir adamı işitti. Bunun üzerine:

"-Bu adam acele etti." buyurdu. Sonra o adamı yanına çağırdı ve:

 "-Biriniz duâ edeceği zaman önce hamd ü senâ etsin, sonra bana salât ü selâm getirsin. Daha sonra da dilediği şekilde duâ etsin." buyurdu. (Ebû Dâvud, Nesâî)

* * *

Peygamber Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- salavât-ı şerîfe'nin fazîletini bildirdiği gibi kendisine nasıl salavât getirileceğini de haber vermiştir.

Nitekim Ahzâb Sûresinin 56. âyeti nâzil olunca, sahâbe Peygamber'e başvurarak nasıl salât getirileceğini öğrenmek istediler ve bunu Efendimiz'e sordular. Rasûl-i Ekrem Efendimiz, kendisine bu suâl sorulduğu zaman sükût buyurdu. Ya âdeti üzere o konuda vahiy gelmesini bekledi veya bu suâle en uygun cevâbı verebilmek için düşünme ihtiyacı hissetti. Sükûtun uzaması, Rasûlullâh'ı yorup üzdüklerini zanneden sahâbileri endişeye sevketti ve:

"-Keşke bu suâl sorulmasaydı, Rasûlullâh Efendimiz de üzülmeseydi." diye aralarında konuştular. Çok geçmeden Rasûlullâh şu salavâtı tavsiye buyurdu.

"Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed, kemâ salleyte alâ âl-i ibrahim ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed, kemâ bârekte alâ âl-i İbrahim, inneke hamîdun mecîd". (Allâh'ım! İbrahim'in âline rahmet ettiğin gibi Muhammed'e ve âline de rahmet et. Allâh'ım! İbrahim'in âline hayır ve bereket lutfettiğin gibi Muhammed'e ve âline de hayır ve bereket ihsân et. Şüphesiz Sen övülmeye lâyık ve yücesin.)

Demek ki, Efendimiz'e salavât getirirken Cenâb-ı Hakk'a şöyle duâ etmiş oluyoruz:

 "Yâ Rabbi! Rasûl-i Ekrem'in nâmını, şânını hem dünya, hem de âhirette yüce kıl. Onun getirdiği İslâm dinini bütün cihâna yay ve bu dini dünya varoldukça yaşat. Ona âhirette ümmetine şefâat etme hakkı ver ve kendisine sayısız sevap ihsan eyle!"

Salât ü selâm böylesine derin manalar ihtivâ ettiğine ve faydası hem bize, hem de bütün müslümanlara ulaştığına göre, salavât-ı şerîfe getirme husûsunda cimrilik etmemeliyiz.

Bir gün Ubey b. Ka'b -radıyallâhu anh- Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-'e sordu:

"- Yâ Rasûlallâh! Ben sana çok salavât-ı şerîfe getiriyorum. Acaba bunu ne kadar yapmam gerekir?".

"- Dilediğin kadar yap." buyurdu.

"- Duâlarımın dörtte birini salavât-ı şerîfeye ayırsam uygun olur mu?" diye sordum.

"- Dilediğin kadarını ayır. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur." buyurdu.

"- Öyleyse duâmın yarısını salavât-ı şerîfeye ayırayım." dedim.

"- Dilediğin kadar yap. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur." buyurdu.

Ben yine:

"- Şu hâlde üçte ikisi yeter mi?" diye sordum.

"- İstediğin kadar. Ama artırırsan senin için iyi olur." buyurdu.

"- Öyleyse duâya ayırdığım zamanın hepsinde sana salavât-ı şerîfe getirsem nasıl olur?" deyince:

"- O takdirde Allâh bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını bağışlar." buyurdu." (Tirmizî, Kıyâmet, 23)

* * *

Velhâsıl âyet ve hadîs-i şeriflerde bildirildiği üzere salavât-ı şerîfe getirmenin pek çok faydaları vardır. Bunları kısaca özetleyecek olursak:

1- Salavât, Ahzâb Sûresi 56. âyette belirtildiği üzere Cenâb-ı Hakk'ın buyruğuna itâattir.

2- Salavât, günahların affedilmesine vesîledir.

3- Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e yakın olmanın en güzel ve en kolay yolu ona salavât getirmektir.

4- Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-, kendisine salât okuyana mukâbelede bulunur.

5- Her salât getirenin ismi, Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e arz edilir.

6- Salât ü selâm okuyan kimse, Allâh ve Rasûlü'nün muhabbetini diğer muhabbetlere tercih etmiş olduğu için, O'nun ahlâkıyla ahlaklanmada seviye alır, kötü ahlaktan kurtulur, fazîlete erer.

7- Rasûl-i Ekrem'in kendisine olan muhabbeti arttığı gibi, onun da Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-'e olan muhabbeti devam eder ve katlanarak artar.

8- Allâh Teâlâ'nın Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- ile bize ihsan ettiği lutuflar, sayıya gelmeyecek kadar fazla olmasına rağmen, salât ve selâm ile Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in üzerimizdeki hakkını çok az da olsa ödemeye çalışmış oluruz.

9- Allâh Teâlâ'nın rahmetinin üzerimize inmesine vesîledir.

10- Salavât unutulan sözün hatırlanmasına sebep olur.

11- Salavât duâların kabûlüne vesîledir.

12- Yine salavât kıyâmetin o zor gününde arşın gölgesinde gölgelenmeye vesîledir ki, hadîs-i şerif'te şöyle buyurulur:

"Kıyamet gününde üç kişi Allâh'ın arşının gölgesinde gölgelenir:

1- Üzüntülü kişinin sıkıntısını teselli eden kişi.

2- Benim sünnetimi ihyâ eden kimse.

3- Benim üzerime çok çok salavât getiren kimse."

Rabbim cümlemizi salavâtın özüne ulaşıp, Peygamber ahlâkıyla ahlaklanmayı, O'nun 23 yıllık nübüvvet hayatından lâyıkı vechile hisseler almayı ihsan eylesin!.. (Âmin)

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!